Çöp Masallarından Çöp İnsanlarına
Gazeteciliğin çok zor olduğunu düşünmeme sebep olan hikâyelerinden birini
paylaşıyorum bugün. Sadece
iki gün öncesinde, 1 Mayıs günü Taksim’e çıkmak isteyen işçilere, gençlere polis ateş açmış, genç işçi Mehmet Akif Dalcı’yı gözümüzün önünde
başından vurup öldürmüş. Hemen ertesi gün, 4 Mayıs’ta da
cenazesi kaldırılacak Zeytinburnu’ndan. Orada da büyük bir polis saldırısı
olacağından endişeliyiz ama şiddetin boyutunu yaşayana kadar kestiremiyoruz. Böyle bir
ruh hali içinde Halkalı Şehir Çöplüğü’ndeyim.
Bilen bilir, hem İstanbul’un hem de memleketin en büyük çöplüğüydü Halkalı. Artık yavaş yavaş kapatılacağı (1994’te kapatıldı) konuşulmaya başlanmıştı. Biz de sevgili Ali Kemal Yılmaz (serinin son fotoğrafında) ile birlikte Sokak dergisi için çöplüğe gidip, çöp yığınlarının içinden halen işe yarayacak bir şeyler bulup toplamayı iş edinmiş onlarca insanın hikâyesine bakalım demiştik. Benliğimizi harmanlayan kitaplardan biri olan Latife Tekin’in Berci Kristin Çöp Masalları’ndaki gecekondu mahallelerindeki yoksulluk, yalnızlık, yabancılaşma hallerinin fantastik kurgusunu aklımda tutarak gittiğim Halkalı Çöplüğü’nde bambaşka bir gerçeklikle karşılaşınca şaşırıp kaldığımı hatırlıyorum. Ayıklayıcılar, çöp kamyonu şoförleri, çöplük görevlileri… Tek bir günde, bir iki saat içinde anlatılır hikâye değil. Gazetecilik ise bunu gerektiriyor. Devlet memurlarının işlediği bir cinayetin ertesinde, gencecik bir insanın cenazesinin arifesinde çöp insanlarının masalıyla değil günlük rutinlerinin sıradanlığıyla karşılaşıp bunun da kaydını düşmeyi gerektiriyor.
Fotoğraflar: Yücel Tunca –
Halkalı Şehir Çöplüğü, İstanbul, 3 Mayıs 1989














Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunuzu, etik ve yasal sorun oluşturmadığı takdirde birkaç gün içinde onaylanıp yayınlayacağım. Katkınız için teşekkür ediyorum.