Kayıtlar

Mücadele Tarihimizin Önemli Örgütlenmelerinden Biri: TAYAD – 1989

Resim
Sol, sosyalist, demokrat mücadele tarihinin öncü isimlerinden, İHD kurucularından Didar Şensoy’u bu hafta yaptığım iki paylaşımla anmışken, bu sene 40. Kuruluş yılını kutlayan TAYAD gibi son derece önemli bir örgütlenmeyi de analım ve saygılarımızı sunalım istedim. Büyük olasılıkla Şensoy’un ölümünün ikinci yıldönümü için Feriköy’e gitmezden hemen önce veya mezarlık dönüşünde uğrayıp TAYAD’lı bir grup kadının fotoğrafını çekmiştim. Fotoğrafta görünen, görünmeyen tüm TAYAD’lılara saygımızın ifadesi olarak paylaşıyorum. (TAYAD’ın 40. yıl kutlamasına ilişkin haber: https://gercekhaberajansi.org/sarikaya-tayad-demek-ozgur-tutsaklarin-arkasindaki-yikilmaz-dag-demektir/ ) Fotoğraf: Yücel Tunca – İstanbul, Eylül 1989

Didar Şensoy İçin Feriköy’de Saygı Duruşu – 1989

Resim
Ankara’da, TBMM önünde cezaevlerindeki şartların insan onuruna uygun biçimde düzenlenmesi talebiyle yapılan eyleme polisin saldırması üzerine fenalaşan ve şeker komasına girip hayatını kaybeden Didar (Şensoy) Ablamızın Feriköy’deki mezarının başında bir kez daha buluştuğumuzda, aradan geçen iki yılın acıyı da, öfkeyi de azaltamadığını gördük. Hak mücadelelerinin öncülerinden olan Didar Şensoy toplumsal ve siyasal anlamda en verimli döneminde aramızdan koparılıp alınmıştı. İHD yönetimi, dostları, yoldaşları iki gün önce 39. kez mezarının başında bir araya geldi. Anma haberini Artı Gerçek’te okudum. Gazetedeki fotoğrafta, bir grup değerli insanın, Didar Abla’nın başucundaki kocaman ağacın gölgesinde toplandığı görülüyordu. Bunun büyük bir sembolik değeri var, diye düşündüm. (https://artigercek.com/politika/insan-haklari-savunucusu-didar-sensoy-anildi-350040h) Yokluğunu hep hissettiğimiz Didar Şensoy’u bir kez daha saygıyla anıyorum. Fotoğraflar: Yücel Tunca – Feriköy, Şişli, İstanb...

İnsan Hakları Savunucusu Didar Şensoy’u Uğurlamak - 1987

Resim
  İnsan Hakları Derneği’nin kurucularındandı Didar (Şensoy) Abla. Sadece kardeşi siyasi mahkûm Hasan Şensoy’un değil, cezaevlerinde direnen tüm mahkûmların ve dışarıda da bizlerin ablasıydı. Derneğin kuruluşundan bir yıl sonra Kazlıçeşme’den Ankara’ya gidecek olan tutuklu ve hükümlü aileleriyle birlikteydi; otobüse binmeden hemen önce Selamlaştık, “İyi yolculuklar” dedik. Üç otobüsle yola çıktılar. Arkalarından su dökenler oldu, biz el salladık. Topkapı’ya doğru yürürken “Döndüklerinde İHD’de ziyaret edelim Didar Abla’yı.” dedik birbirimize. Ağustosun son günleriydi ve hayatımın 21. yazı bitmek üzereydi. “Didar Abla ölmüş!” dediklerinde uzun süre bunun ne demek olduğunu kavrayamadık. Daha dün yolcu ettiğimiz Didar Şensoy mu ölmüştü? Son anda görüp “Yakında görüşürüz.” diyebildiğim Didar Abla’yı mı kaybetmiştik? Neden? O günlerde 12 Eylül uzantısı faşizm saldırganlığını özellikle cezaevlerinde sürdürüyordu. Metris, Sağmalcılar, Diyarbakır cezaevlerinin her birinden peş peşe kork...

Sultanahmet’te 1 Ağustos Genelgesi Protestosu - 1989

Resim
1 Ağustos 1988’de yayınlanan bir genelge ile cezaevlerindeki tutukluların ve özellikle de siyasi mahkûm ve tutukluların hakları büyük ölçüde daraltılmış ve cezaevi yönetimlerine daha fazla şiddet uygulama alanı açılmıştı. Bu genelgeye karşı gerek cezaevlerinde gerekse de toplumun sol, sosyalist, demokrat kesiminde büyük bir tepki oluşmuştu. Cezaevlerindeki açlık grevleri dışarıda da destekleniyor ve sık sık basın açıklamaları, korsan gösteriler gibi toplu eylemler gerçekleştiriliyordu. Öncesindeki birçok eylemin devamı olarak 21 Eylül 1989 günü de onlarca kişi, İstanbul’daki Sultanahmet Meydanı’nda 1 Ağustos Genelgesi’ni protesto etmek için bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasının ardından sloganlar atarak dağılmaya başlayan gruba polis müdahale etti. Sultanahmet’in ara sokaklarında bir tür insan avına çıkan polis, mahallelilerin yer göstermesi ile bazı göstericileri gözaltına aldı. Özellikle 1990’larda yaygınlaşan mahalleli-polis işbirliğinin gözlemlediğim i...

Bayrampaşa Cezaevi Kreşinde Çocuklar – 1989

Resim
  Sağmalcılar ya da İstanbul Kapalı Ceza ve Tutukevi olarak da bilinen Bayrampaşa Cezaevi kreşinde 16 Kasım 1989 günü çektiğim fotoğraflara ilişkin yer ve tarih bilgisi dışında elimde ve hafızamda ne yazık ki hiçbir bilgi yok. Kreş ne zaman açıldı; kimlerin çocukları, hangi süreyle kreşe kabul ediliyordu; koşullar nasıldı? Umarım takipçilerimiz arasında konu hakkında bilgi sahibi olanlar vardır. Fotoğraflar: Yücel Tunca – Bayrampaşa, İstanbul, 16 Kasım 1989

Bayrampaşa Cezaevi’nde Görüş Engellemesi – 1989

Resim
Sağmalcılar ya da İstanbul Kapalı Ceza ve Tutukevi olarak da bilinen Bayrampaşa Cezaevi, 2008 yılında yıkılana kadar 40 yıl boyunca faaliyetteydi. Bayrampaşa Cezaevi ve ülke genelindeki diğer cezaevleri insanlık dışı koşullar ve kötü muamele gibi insan hakları ihlalleri nedeniyle bugün olduğu gibi geride kalan onlarca yıl boyunca kamuoyu gündeminde kaldı. Yoğun kamuoyu baskısı, protestolar, açlık ve ölüm grevleri gibi eylemler, devletin ve hükümetlerin siyasi kararlarının sonucu olan hak ihlallerini ortadan kaldırmaya yetmediyse de zaman zaman nispi düzenlemelerle sorunların hafifletilmesi ya da ertelenmesi sağlanabildi. Bütün bu küçük kazanımları elde etmek için çok sayıda insan hayatını kaybetti ve sakat kaldı; tutuklanan birçok insan protesto ettikleri koşulların içine düştü. Cezaevlerinin içindeki insan onuru ile bağdaşmayan koşullar ve hak ihlalleri çoğu zaman cezaevi önlerinde de yaşandı. Keyfi açık görüş ve görüş iptalleri, görüşmeci sınırlandırmaları, son dakika müdahaleler...

Özgürlükçü ve Demokratik Çözüm İçin İnsan Zinciri - 1995

Resim
  1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, (katılımcılar arasındaki birçok tanıdık, sevgili yüz ve bazılarının üzerindeki tişörtler nedeniyle öyle olduğunu düşündüğüm) İHD tarafından düzenlenen, Galatasaray’dan Taksim Meydanı’na uzanan İnsan Zinciri eylemi, Kürt Sorunu’nun demokratik çözümüne yönelik barış talebinin dile getirildiği döneminin önemli eylemlerden biriydi. Aralarında politikacıların ve sanatçıların da yer aldığı grup önce Galatadaray Lisesi önünde toplanmış, basın açıklamasının ardından, yoldan geçenlerin de destek verdiği oldukça uzun bir İnsan Zinciri oluşturup Taksim’e yürümüştü. Fotoğraflar: Yücel Tunca – Beyoğlu, İstanbul, 1 Eylül 1995

Kürt Sorunu’na Çözüm Arayışları - 1993 ya da 1994

Resim
  Türkiye, demokratik ve ekonomik anlamda yaşamak zorunda bırakıldığı korkunç alt üst oluşun orta yerinde büyük planlar, umutlar, tartışmalar ve itirazlarla yeni bir viraja girdi. Bu viraj yeni olsa da çok uzun bir zaman dilimine yayılmış ve siyasi, kültürel ve ekonomik bir olgu olan Kürt Sorunu’nun çözümüne yönelik ne yazık ki hep başarısızlıkla sonuçlanan pek çok başka girişimi geçmiş yıllarda da gözlemleyip, deneyimlemiştik. Savaşın zor, barışı tesis etmenin ise çok daha zor olduğunu bildiğimiz takdirde, bazen durup geçmişi gözden geçirmek iyidir, bakış açımızı genişletir. Bugün, 30-35 sene önce (1993 ya da ’94 olmalı) yapılmış olan barış odaklı sivil bir çözüm arayışı toplantısından bir dizi fotoğraf paylaşmanın isabetli olacağını düşünüyorum. Umarım bu toplantıyı hatırlayanlardan çeşitli detaylar, net bilgiler gelir de hafızamızı tazelemiş oluruz. Serinin açılış fotoğrafında soldan sağa Ragıp Duran, Orhan pamuk ve Bülent Tanör yer alıyor. Salonun genel görüntüsünü iç...

Boykot Komitelerinden Mesaj Var – 1990

Resim
Arşiv klasörlerindeki özellikle çerçeveli dia-pozitiflerin bulunduğu sayfalarda bazen o bulunduğu sayfaya ait olmayan, ya bir gün başka bir yerden düştüğü halde alınıp öylesine bir yere konmuş ya da bir yerde kullanılmak üzere sayfasından çıkarılıp iş bittikten sonra yanlış sayfaya konulmuş fotoğraflar buluyorum. Bulundukları sayfaya ait olmadıkları için elde tek bir bilgi bile olmuyor. Geçmişte yayınlandıkları gazete ya da derginin kupürü de saklanmamışsa tam bir muamma ortaya çıkıyor. Bugün “kendinden yazılı” olması nedeniyle meramını kolay anlatan fakat başka hiçbir bilginin bulunmadığı bir fotoğraf paylaşıyorum. Bu içerikteki protesto fotoğraflarının YÖK’ün 45. yılında yeniden görülmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. 1987’de başlayıp 89-92 arasında büyük bir yükselişe geçen sol, sosyalist, devrimci öğrenci hareketinin YÖK protestoları dışında toplumsal konularda da fikir ve tavır ortaya koymaları bugün olduğu gibi o dönem siyasetinin de önemli bir parçasıydı. Fotoğraf büyük olas...

Yılmaz Güney Anması Yasaklanınca... - 1989

Resim
Fatoş Süleymangil Güney’in “Karanlıklara öfke ve nefretimiz ile, Yılmaz Güney’i yitirdiğimiz bir 9 Eylül’ün beşinci sene-i devriyesini de geride bıraktık.” diyerek başlayan 1989 tarihli yazısında da bahsettiği üzre İstanbul Valiliği o yıl yapılması planlanan Yılmaz Güney’i Anma Toplantısı’nı yasaklamıştı. Yılmaz Güney’i unutturma çabasındaki dönemin devlet ve hükümet yetkililerinin film, kitap ve anma yasaklarına karşı gerek uluslararası kamuoyu gerekse de yurt içindeki sol, sosyalist çevreler yasakların kaldırılması ve aşılması yönünde mücadele ediyorlardı. Bunun bir örneğini, kısaca Yeşilçam diyeceğim, sinema emekçileri ortaya koymuştu. Yönetmeninden, senaristine, oyuncusundan, set işçisine kadar hatrı sayılır sayıda Yeşilçam emekçisi valilik yasağını protesto etmek ve aynı zamanda Yılmaz Güney’i anmak için 9 Eylül’de İstanbul, Beyoğlu’ndaki Emek sinemasında toplanmıştı. Fotoğraflar: Yücel Tunca – Beyoğlu, İstanbul, 9 Eylül 1989