Kayıtlar

İşkencenin İzleri - 1990

Resim
1980’lerin sonlarında giderek artan ve 12 Eylül faşist rejiminin sürdüğünü gösteren işkence haberleri gündemden düşmüyordu. Sol, sosyalist basına dönük baskıların da iyice arttığı bu dönemde cezaevlerindeki insanlık dışı koşulların yanı sıra karakollarda, emniyet müdürlüklerinde sistematik işkencenin yapıldığı sık sık kamuoyu önünde kanıtlanıyor ve fakat işkencelerin, işkencecilerin önü kesilmiyordu. Birçok benzeri olayda olduğu gibi 1990 yılının ilk aylarında Emeğin Bayrağı dergisine yönelik baskılar dergi çevreleri tarafından protesto edildi. Emeğin Bayrağı dergisinin yazı işleri müdürü, gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’de gördüğü işkencenin izlerini avukatların ve gazetecilerin katıldığı bir basın toplantısında göstererek devrimci, sosyalist, demokrat kamuoyunun desteğini istedi, suçluların cezalandırılmasını talep etti. Fotoğraflar: Yücel Tunca – İstanbul, Mart 1990

1 Ağustos Genelgesi’ne Karşı Korsan Gösteri - 1989

Resim
1988’de yayınlanan ve kamuoyunda 1 Ağustos Genelgesi olarak bilinen genelgenin birinci yıldönümünde yapılan çok sayıdaki protesto eyleminden biri de İstanbul, Topkapı’da yapılan korsan gösteriydi. 7 Ağustos 1989 günü onlarca kişinin katıldığı gösterinin ardından polis, Vatan Caddesi’ne doğru dağılan eylemcilerin bir kısmını gözaltına aldı. 1 Ağustos 1988 Genelgesi, Türkiye'de cezaevlerindeki tutukluların ve özellikle de siyasi mahkum ve tutukluların haklarını daraltan ve cezaevi yönetimlerine daha fazla şiddet uygulama alanı açan bir genelgeydi. Açlık grevlerinin sürelerini kısaltmak için ve fakat insan hakları ihlali olarak değerlendirilen bir anlayış ile, açlık grevindeki tutuklulara talep edebilecekleri yiyeceklerin (bal, şeker, tuz dahil) verilmesini engelleyen hükümler içeriyordu. Genelgeye karşı, 7 Kasım 1988'de binlerce mahkûmun katıldığı büyük bir açlık grevi başlatıldı. Cezaevlerinin yanı sıra dışarıdan da gelen büyük kamuoyu baskısı ve eylemler sonucu olarak genel...

Cezaevlerindeki Şiddeti Protesto Gösterisine Şiddetli Müdahale – 1989

Resim
Cezaevlerindeki insanlık dışı koşulların düzeltilmesi için Eskişehir Özel Tip Cezaevi’nde siyasi tutukluların başlattığı açlık grevinin beşinci haftasında devlet ani bir sürgün sevki kararı alarak tüm mahkûmları Aydın Cezaevi’ne sevk etti. 280 kişi, nefes almanın dahi zor olduğu ve bu yüzden “tabutluk” diye bilinen nakil araçlarına zorla bindirildi, bir güne yakın süren yol boyunca susuz bırakıldı, Aydın Cezaevi’ne geldiklerinde sopa ve dipçiklerin kullanıldığı ağır bir dayakla karşılandı. Mehmet Yalçınkaya ve Hüseyin Hüsnü Eroğlu adlı iki siyasi tutuklu bu şiddet ortamında hayatını kaybetti. Bu dönemde bazı kaynaklar ölümlerin kurşun yarasından kaynaklandığını öne sürerken, bazı kaynaklar da dayak sırasında aldıkları darbelerin ölüme yol açtığını ileri sürmüştü. Devlet ise ölümlerin açlığa ve susuz kalmaya bağlı olduğunu açıkladı. İki tutuklunun öldürülmesi, onlarcasının yaralanması ile sonuçlanan Aydın Cezaevi Katliamı’nın duyulması üzerine 10’dan fazla cezaevindeki tutuklu ve hü...

Kaybedilen Çocuğunun Bedenini Ormanda Aramak – 1995

Resim
Hasan Ocak’ın, 1995’in Mart ayında polis tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybedilmesi sonrasında yüzlerce benzer vakada yakınları kaybedilenlerin hak mücadelesi ortaklaşmış ve her cumartesi günü Galatasaray meydanında yapılan protesto gösterilerine evrilmişti. 27 Mayıs 1995 Cumartesi günü ilk eylemlerini yapan Cumartesi Anneleri, sık sık polis saldırısına uğramalarına, gözaltına alınmalarına rağmen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve suçlu devlet görevlilerinin yargılanması yoluyla adaleti kısmen de olsa sağlamak için mücadelelerini günümüze kadar sürdürdüler. Hasan Ocak’ın kaybedilmesinin ardından, Beykoz ormanlarında kimliği belirsiz bir erkek cesedinin bulunması, gözaltı sürecinde öldürülen kişilerin bedenlerinin bu bölgedeki ormanlara bırakıldığı yönündeki iddiaları güçlendirmişti. Bugün paylaştığım fotoğrafların arşiv dosyasına gün ve ay bilgisi yazmamış olduğum için Nisan 1995 sonrası olarak belirtebileceğim bir zamanda kayıp yakınları, avukatlar, İHD yetkilileri ve küçük ...

Aksaray’da Bir Korsan Gösteri - 1990

Resim
2 Mart 1990 günü Yıldız Üniversitesi rektörlük binasını işgal eden öğrencilere polisin gaz ve copla müdahale edip yüzlercesini gözaltına alması üzerine birçok üniversitede protesto eylemleri düzenlenmiş, bazı öğrenci grupları ise trafiğe kapattıkları yollarda yürüyüşe geçerek polisin üniversitedeki varlığını kınamış, gözaltına alınanların serbest bırakılması gerektiği yönünde pankartlar açıp, sloganlar atmıştı. Aksaray’daki korsan gösteriye bir süre sonra müdahale eden polis, yine çok sayıda öğrenciyi gözaltına almıştı. Korsan gösteriler, 1980’lerin sonları ile 90’lı yıllar boyunca özellikle üniversite öğrencilerinin sıklıkla kullandığı eylem yöntemlerinden biri oldu. Merkezi cadde ve meydanlarda yolun trafiğe kesilmesi, pankart açılması ve bazen yola bir ya da iki adet molotof kokteyli atılmasıyla başlayan yürüyüş kuşlama, slogan atma gibi propaganda yöntemleri de kullanılarak çoğu zaman polis saldırısı başlayana kadar devam ederdi. Korsan gösteriler 1990’ların sonlarına doğru pol...

1 Mayıs 1989 Sonrası Toplumsal Muhalefet Direnişi Her Cephede Sürdürüyor-1989

Resim
1 Mayıs günü emek bayramını Taksim’de kutlamaya kararlı işçi ve öğrencileri şiddet uygulayarak durduran, genç işçi Mehmet Akif Dalcı’yı vurarak öldüren, iki gün sonra Dalcı’nın cenazesinde de halka ve gazetecilere saldırarak şiddetin kapsamını genişleten hükümete, onun polis gücüne ve hak ihlallerine karşı 1989 baharında farklı farklı cephelerde direnişler örgütleniyordu. Öğrenciler, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere üniversitelerde polis şiddetine karşı kampanyalar örgütlüyor; toplumun farklı kesimleri cezaevlerinde yaygınlaşan işkencelere, kötü muamele ve insani olmayan koşullara yönelik olarak eylemler düzenliyordu. Üniversite öğrencilerinin “Yeşil Yaratıklar”a yönelik mizah ile iç içe geçen protestoları dönemin etkili eylemlerinden biri olmuştu. Öğrenciler kampanyalarında aralarında benim polisten kaçarken çekilmiş fotoğrafımın yanı sıra, polislerin halka doğrudan ateş ettiğini gösteren fotoğraflara da yer vermişlerdi. Öte yandan 1 Mayıs 1989 günü gözaltına alınıp tutuklanmış...

Bulgaristan’dan Zorunlu Göç - 1989

Resim
Pek çoğumuz unuttu bile… 1989 bahar ve yaz aylarında en çok konuştuğumuz konulardan biri, rejimi çözülmenin eşiğine gelmiş Jivkov liderliğindeki Bulgaristan’ında yaşayan Türk ve Müslüman azınlıkların hak problemleriydi.   Aynı günlerde Türkiye’de Kürtlerin ana dillerini kullanmalarının, kökten gelen isimleri çocuklarına vermelerinin, Kürtçe türkü söyleyip halay çekmelerinin şiddetle engellenmeye çalışıldığı gibi Bulgaristan’da da Türk azınlık benzer bir devlet baskısı altında zor zamanlar yaşıyordu. Todor Jivkov’un temsil ettiği komünist rejim zorunlu göçün önünü açtı ve 1989 yılında kademeli olarak sayıları 350 bini geçen Türk asıllı vatandaşını sınır dışı etti. Mayıs ayında başlayan göç dalgası karayolu ve demiryolu üzerinden yaz boyunca sürdü. 1 Mayıs 1978’den sonra izin verilen ilk Taksim mitingi olan Bulgaristan’ı Tel’in Mitingi 24 Haziran 1989’da on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Mitingde insan hakları savunusundan ziyade anti komünist propaganda ağırlıktaydı v...

Bugün Günlerden İsmail Beşikçi’ye Saygı Günü Olsun – 1990-92

Resim
Kürtler ve Kürt Sorunu üzerine okuduğum kitapların neredeyse yarısı sosyolog İsmail Beşikçi’nin yazdıklarıdır muhtemelen. İlk olarak “Bir Aydın, Bir Örgüt Ve Kürt Sorunu”nu alıp okuduğumu; “Bilim - Resmi İdeoloji Devlet - Demokrasi ve Kürt Sorunu” kitabını imzalattığımda da çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Memleketin 80’lerde, 90’larda ve bugün halen en büyük tabularından biri olmaya devam eden Kürt Sorunu’nu akademik duruşu ve politik bakışıyla tartışmaya açan, devletin elini ayağına dolaştıran, bunun bedeli olarak toplamda yirmi yıla yakın mahpus kalan, birçok mevzuyu kitaplarından öğrendiğiniz biri ile yüz yüze gelmek elbette büyük heyecan yaratıyor. ‘90’ların başlarında yeniden tutuklanıp, aynı yıl içinde serbest bırakıldığında bir söyleşi vesilesi ile ilk kez tanıştığım Beşikçi’yi Ankara’da birkaç yıl içinde üç kez fotoğraflama fırsatı bulmuştum. Bu çekimlerden biri arşivimde olmasa da diğer ikisinden birer ikişer kare alıp dosyaya koymayı akıl etmişim neyse ki. Bugün 1990 yıl...

M. Akif Dalcı’nın Cenazesinde Polisten Şiddet Gösterisi – 1989

Resim
  (Uyarı: Fotoğraflarda yoğun polis şiddeti ve yaralı insan görüntüleri yer alıyor.) 1 Mayıs 1989’da polisin başından vurarak öldürdüğü 17 yaşındaki işçi Mehmet Akif Dalcı’nın cenazesi 3 Mayıs’ta Zeytinburnu’ndaki Konyalı Camii’nden kaldırılacaktı. Binlerce kişi ve çok sayıda gazeteci Zeytinburnu’na akın etti. Polis muhtemelen hepsinden kalabalıktı. Mehmet Akif Dalcı’nın polis tarafından öldürülmesi ve gün boyunca polisin uyguladığı şiddet sadece sol muhalif basında değil, merkez medyada da büyük tepkiyle karşılanmıştı. Babıali’nin yüksek tirajlı gazeteleri dahi alışık olunmayan manşetlerle yayımlanmıştı; polis, içişleri bakanlığı ve haliyle hükümet sert biçimde eleştirilmekteydi. 3 Mayıs’taki cenaze törenin yine çok gergin bir hava vardı. Polis camiye herkesi almıyor, aile üyeleri ve gazeteciler bile zorlukla cami bahçesine girip çıkabiliyorlardı. Güvenlik güçleri ile bazı aile üyeleri arasında geçen konuşmaların cenaze töreni yapılmadan kitleden kaçırılarak mezarlığa gitme yönü...