Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"İnsan Hakları Yarın Değil Şimdi!" - 1989

Resim
  Bugün de çok ihtiyaç duyduğumuz bir sloganı ismine taşıyan bir konseri hatırlayalım: “İnsan Hakları Hemen Şimdi!” 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 40. yılında, dünya çapında büyük etki yaratan, eylül ile ekim ayları boyunca yirmi ayrı şehirde yapılan “Human Rights Now!” konserlerinin bir yıl rötarlı versiyonu, İnsan Hakları Derneği tarafından 9 Eylül 1989’da, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenmişti. Tıpkı bugünlerdeki gibi bin bir yasak, bin bir tehdit, bin bir engelleme girişimi aşıldıktan sonra yapılabilen konserde Yeni Türkü’den Mozaik’e, Ezginin Günlüğü’nden Bulutsuzluk Özlemi’ne, birçok grup ve sanatçı sahne almıştı. Bu muhteşem konsere ilişkin son olarak, sevgili Murat Meriç’in 2015 yılında Birgün gazetesine yazdığı yazıdan uzun bir alıntı yapayım. Türkiye’de onlarca, onlarca yıl boyunca maalesef hiçbir şeyin iyiye gitmediğini, her şeyin farklı ceberrutlar tarafından tekrarlandığını bir kez daha görmemizi sağlayacak bu alıntı: “(…)...

Basın Emekçileri Valiliğe Yürüyor - 1989

Resim
Gazete gazetesinden Sami Başaran ve Ahmet Altınkaya’dan sadece bir hafta sonra bu kez Kamil Başaran vurulunca Bâb-ı Âli’deki basın emekçilerinin sabrı taşmış, bu cinayetlerin önünü alamayan başta vali olmak üzere emniyet yetkilileri protesto edilmeye başlandı. Sistemsel bir çözülmeden kaynaklanan ve hatta bizzat sistemin kendisinin üretimi olan bu cinayetlerin yeni bir dönemin başlangıç noktası olduğunu henüz çok az kişi biliyordu. 7 Kasım’da mafyatik aşiret lideri Cemal Sincar, Sami Başaran ve Ahmet Altınkaya’yı vurmuştu. Sami Başaran ölürken Altınkaya saldırıyı ağır yaralı atlatmıştı. 14 Kasım’da ise bu kez Galata Köprüsü altındaki lokantacılardan biri olan Hakkı Morgül, Gazete gazetesini basarak Kamil Başaran’ı vurmuştu. Dört ay kadar komada kalan Kamil Başaran 28 Şubat 1990’da hayatını kaybedecekti. Bundan sadece bir hafta sonra da gazeteci Çetin Emeç kontrgerilla tarafından düzenlenen bir suikaste kurban gidecek, memleketin bitmek bilmeyen karanlık çağlarından yeni bir tanesi daha...

Gazeteciyi Öldürmek… Bu Kadar Basit - 1989

Resim
Gazete adlı bir gazete vardı 80’lerin sonlarında. Hürriyet’in patronlarının (Simaviler) rakiplerinden müşteri çalmak için yayımladığı bir gazeteydi. Fakat kısa sürede öyle tutuldu ki satış rakamları 1 milyonu geçti. 1989’un Kasım ayında birer hafta arayla üç muhabiri vuruldu, biri oracıkta diğeri dört ay süren komanın sonunda hayatını kaybetti. Üçüncüsü foto muhabiriydi, üç kurşuna rağmen hayata tutundu. Gazete gazetesinin öldürülen iki muhabiri de akraba olmamalarına karşın aynı soyadı taşıyordu: Başaran. Önce Sami Başaran öldürüldü. 7 Kasım günüydü. Mafyatik Sincar aşiretinden Cemal Sincar ile söyleşi için yanında foto muhabiri Ahmet Altınkaya ile Kumkapı’ya gitti Sami Başaran. Hakkında tecavüz dahil çeşitli iddialar ortaya atılan, Gazete gazetesinde bu yönde haberleri yapılan Sincar, gelen gazetecilere açıklama yapmak yerine silahını çekti, adamlarıyla beraber kurşun yağdırdı. Sami Başaran’ı katletmiş, Ahmet Altınkaya’yı ağır yaralayıp kaçmıştı. Sincar daha sonra yakalandı, ceza...

Polis Şiddeti Üniversitelileri Ayağa Kaldırdı - 1990

Resim
Yıldız Üniversitesi rektörlüğünün işgali üzerine dört saatten fazla süren operasyon sırasında öğrencilere şiddet uygulayan polisler ve yapılan gözaltılar hem İstanbul’daki üniversitelerde hem de Adana’daki Çukurova Üniversitesi’nde protesto edilmişti. Çukurova Üniversitesi, Yıldız Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde yapılan yemek boykotu ve yürüyüşlerin yanı sıra İstanbul Üniversitesi bahçesinde toplanan öğrenciler pankartlar açarak polisin üniversitedeki varlığını kabul etmediklerini, şiddeti kınadıklarını dile getirmişlerdi. Fotoğraf: Yücel Tunca – Beyazıt, İstanbul, Mart 1990...

Devrimci Gençler Faşist Saldırılara Karşı Direnişte – 1990

Resim
1989 yılının son günlerinde SSCB üyesi ülkelerden Azerbaycan’da, önce İran sınır bölgesinde ve ardından ocak ayında Dağlık Karabağ’da hak iddia eden Ermenistan’a karşı kendi sınırları dahilinde milliyetçi hareketlenmeler, Ermeni pogromuna dönüştü. 13 Ocak’ta Bakü’de 50’ye yakın Ermeni katledildi. On binlerce Ermeni hızla Azerbaycan’ı terk etti. Bundan bir hafta sonra SSCB yönetimi Bakü’de olağanüstü hal ilan etti ve büyük bir askeri kuvvetle Bakü’ye girdi. 19-22 Ocak günleri arasında SSCB ordusu farklı kaynaklara göre 133 ile 300 arasında değişen sayıda Azerbaycanlıyı katletti. Azerbaycan’da yaşanan, Azerilere yönelik bu katliam Türkiye’de de büyük bir tepkiyle karşılandı. Tepkiler, sağ/faşist örgütlerin sol/sosyalist üniversite çevrelerini hedef alan saldırılarda bulunmaya başlamasıyla seyir değiştirince devrimci üniversite gençliği saldırıları savuşturmak için karşı eylemler gerçekleştirdi. Bu eylemlerden biri 25 Ocak 1990 günü İstanbul Üniversitesi’nin ana kapısı önünde yapılan prot...

Salona Sığmayan İHD Toplantısı - 1989

Resim
İnsan Hakları Derneği (İHD)’nin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti binasında bulunan Burhan Felek Konferans Salonu’nda yaptığı bir toplantıdayız. Toplantının konusunu not almadığım için belirsiz kalıyor ancak 18 Aralık 1989 günü yapılan toplantıya görünüşe göre Sokak dergisi çalışanları olarak kitlesel bir şekilde katılmışız. İHD toplantısına katılımın yoğunluğu bugünden bakınca heyecanlandırdı beni. Çok sıkıntılı günlerden geçtiğimiz, her alanda büyük hak ihlalleri yaşadığımız için o günlerde İHD’nin gözünün içine bakıyoruz.   İkinci fotoğrafta en solda, önde Ali Kemal Yılmaz, ortada, üstte Tuğrul Eryılmaz, onun arkasında önde İpek Çalışlar… Dergiden olmasa da dergi yönetim ekibinin yakınlarından Halil Ergün de orada. Üçüncü fotoğraf teknik olarak buraya konulacak gibi değil ama toplantıyı tek başına üst kattan izleyen Emil Galip Sandalcı’yı işaret etmek ve dördüncü fotoğrafı daha anlaşılır kılmak için paylaştım. Fotoğraf: Yücel Tunca – Cağaloğlu Yokuşu Sokak, İstanbul, 18 A...

Sosyalist Basın, Baskılara Karşı Eylemde – 1989-90

Resim
Sol, sosyalist, devrimci yayınlar için özellikle 1990’lar kâbus gibi yıllardı. Bitmek bilmeyen baskı yayın kapatma, toplatma, gözaltı ve işkence şeklinde kendini gösteriyordu. Birkaç gün önce Emeğin Bayrağı dergisine yönelik baskıların ve işkencenin protesto edildiği basın toplantılarından fotoğraflar paylaşmıştım. Bugün ise üç ayrı eylemden fotoğraflara yer veriyorum. İlk iki fotoğraf siyasi dergilere yönelik baskının kınandığı, İHD’de yapılan bir basın toplantısından. 28 Eylül 1989 tarihini not düşmüşüm fakat başka bir detayın notu maalesef yok. Üçüncü ve dördüncü fotoğraflar ise Yeni Demokrasi dergisinde başlatılan açlık grevinin kamuoyuna duyurulması amacıyla, 9 Ekim 1990 günü yapılan basın toplantısından.  Yeni Demokrasi çalışanları, derginin Kayseri temsilciliğinin düzenlediği Ferhat Tunç etkinliğinin yasaklanmasına karşı bir tavır olarak “Sanatçılarımızı savunuyoruz, yasakları kınıyoruz” diyerek açlık grevi başlatmıştı.* Son fotoğraf ise bir grup sol, sosyalist basın ç...

İşkencenin İzleri - 1990

Resim
1980’lerin sonlarında giderek artan ve 12 Eylül faşist rejiminin sürdüğünü gösteren işkence haberleri gündemden düşmüyordu. Sol, sosyalist basına dönük baskıların da iyice arttığı bu dönemde cezaevlerindeki insanlık dışı koşulların yanı sıra karakollarda, emniyet müdürlüklerinde sistematik işkencenin yapıldığı sık sık kamuoyu önünde kanıtlanıyor ve fakat işkencelerin, işkencecilerin önü kesilmiyordu. Birçok benzeri olayda olduğu gibi 1990 yılının ilk aylarında Emeğin Bayrağı dergisine yönelik baskılar dergi çevreleri tarafından protesto edildi. Emeğin Bayrağı dergisinin yazı işleri müdürü, gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’de gördüğü işkencenin izlerini avukatların ve gazetecilerin katıldığı bir basın toplantısında göstererek devrimci, sosyalist, demokrat kamuoyunun desteğini istedi, suçluların cezalandırılmasını talep etti. Fotoğraflar: Yücel Tunca – İstanbul, Mart 1990

1 Ağustos Genelgesi’ne Karşı Korsan Gösteri - 1989

Resim
1988’de yayınlanan ve kamuoyunda 1 Ağustos Genelgesi olarak bilinen genelgenin birinci yıldönümünde yapılan çok sayıdaki protesto eyleminden biri de İstanbul, Topkapı’da yapılan korsan gösteriydi. 7 Ağustos 1989 günü onlarca kişinin katıldığı gösterinin ardından polis, Vatan Caddesi’ne doğru dağılan eylemcilerin bir kısmını gözaltına aldı. 1 Ağustos 1988 Genelgesi, Türkiye'de cezaevlerindeki tutukluların ve özellikle de siyasi mahkum ve tutukluların haklarını daraltan ve cezaevi yönetimlerine daha fazla şiddet uygulama alanı açan bir genelgeydi. Açlık grevlerinin sürelerini kısaltmak için ve fakat insan hakları ihlali olarak değerlendirilen bir anlayış ile, açlık grevindeki tutuklulara talep edebilecekleri yiyeceklerin (bal, şeker, tuz dahil) verilmesini engelleyen hükümler içeriyordu. Genelgeye karşı, 7 Kasım 1988'de binlerce mahkûmun katıldığı büyük bir açlık grevi başlatıldı. Cezaevlerinin yanı sıra dışarıdan da gelen büyük kamuoyu baskısı ve eylemler sonucu olarak genel...