Kayıtlar

Eylül, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mücadele Tarihimizin Önemli Örgütlenmelerinden Biri: TAYAD – 1989

Resim
Sol, sosyalist, demokrat mücadele tarihinin öncü isimlerinden, İHD kurucularından Didar Şensoy’u bu hafta yaptığım iki paylaşımla anmışken, bu sene 40. Kuruluş yılını kutlayan TAYAD gibi son derece önemli bir örgütlenmeyi de analım ve saygılarımızı sunalım istedim. Büyük olasılıkla Şensoy’un ölümünün ikinci yıldönümü için Feriköy’e gitmezden hemen önce veya mezarlık dönüşünde uğrayıp TAYAD’lı bir grup kadının fotoğrafını çekmiştim. Fotoğrafta görünen, görünmeyen tüm TAYAD’lılara saygımızın ifadesi olarak paylaşıyorum. (TAYAD’ın 40. yıl kutlamasına ilişkin haber: https://gercekhaberajansi.org/sarikaya-tayad-demek-ozgur-tutsaklarin-arkasindaki-yikilmaz-dag-demektir/ ) Fotoğraf: Yücel Tunca – İstanbul, Eylül 1989

Didar Şensoy İçin Feriköy’de Saygı Duruşu – 1989

Resim
Ankara’da, TBMM önünde cezaevlerindeki şartların insan onuruna uygun biçimde düzenlenmesi talebiyle yapılan eyleme polisin saldırması üzerine fenalaşan ve şeker komasına girip hayatını kaybeden Didar (Şensoy) Ablamızın Feriköy’deki mezarının başında bir kez daha buluştuğumuzda, aradan geçen iki yılın acıyı da, öfkeyi de azaltamadığını gördük. Hak mücadelelerinin öncülerinden olan Didar Şensoy toplumsal ve siyasal anlamda en verimli döneminde aramızdan koparılıp alınmıştı. İHD yönetimi, dostları, yoldaşları iki gün önce 39. kez mezarının başında bir araya geldi. Anma haberini Artı Gerçek’te okudum. Gazetedeki fotoğrafta, bir grup değerli insanın, Didar Abla’nın başucundaki kocaman ağacın gölgesinde toplandığı görülüyordu. Bunun büyük bir sembolik değeri var, diye düşündüm. (https://artigercek.com/politika/insan-haklari-savunucusu-didar-sensoy-anildi-350040h) Yokluğunu hep hissettiğimiz Didar Şensoy’u bir kez daha saygıyla anıyorum. Fotoğraflar: Yücel Tunca – Feriköy, Şişli, İstanb...

İnsan Hakları Savunucusu Didar Şensoy’u Uğurlamak - 1987

Resim
  İnsan Hakları Derneği’nin kurucularındandı Didar (Şensoy) Abla. Sadece kardeşi siyasi mahkûm Hasan Şensoy’un değil, cezaevlerinde direnen tüm mahkûmların ve dışarıda da bizlerin ablasıydı. Derneğin kuruluşundan bir yıl sonra Kazlıçeşme’den Ankara’ya gidecek olan tutuklu ve hükümlü aileleriyle birlikteydi; otobüse binmeden hemen önce Selamlaştık, “İyi yolculuklar” dedik. Üç otobüsle yola çıktılar. Arkalarından su dökenler oldu, biz el salladık. Topkapı’ya doğru yürürken “Döndüklerinde İHD’de ziyaret edelim Didar Abla’yı.” dedik birbirimize. Ağustosun son günleriydi ve hayatımın 21. yazı bitmek üzereydi. “Didar Abla ölmüş!” dediklerinde uzun süre bunun ne demek olduğunu kavrayamadık. Daha dün yolcu ettiğimiz Didar Şensoy mu ölmüştü? Son anda görüp “Yakında görüşürüz.” diyebildiğim Didar Abla’yı mı kaybetmiştik? Neden? O günlerde 12 Eylül uzantısı faşizm saldırganlığını özellikle cezaevlerinde sürdürüyordu. Metris, Sağmalcılar, Diyarbakır cezaevlerinin her birinden peş peşe kork...