Gazeteciyi Öldürmek… Bu Kadar Basit - 1989
Gazete adlı bir gazete vardı 80’lerin sonlarında. Hürriyet’in
patronlarının (Simaviler) rakiplerinden müşteri çalmak için yayımladığı bir
gazeteydi. Fakat kısa sürede öyle tutuldu ki satış rakamları 1 milyonu geçti.
1989’un Kasım ayında birer hafta arayla üç muhabiri vuruldu,
biri oracıkta diğeri dört ay süren komanın sonunda hayatını kaybetti. Üçüncüsü
foto muhabiriydi, üç kurşuna rağmen hayata tutundu. Gazete gazetesinin
öldürülen iki muhabiri de akraba olmamalarına karşın aynı soyadı taşıyordu:
Başaran.
Önce Sami Başaran öldürüldü. 7 Kasım günüydü. Mafyatik
Sincar aşiretinden Cemal Sincar ile söyleşi için yanında foto muhabiri Ahmet
Altınkaya ile Kumkapı’ya gitti Sami Başaran. Hakkında tecavüz dahil çeşitli
iddialar ortaya atılan, Gazete gazetesinde bu yönde haberleri yapılan Sincar, gelen
gazetecilere açıklama yapmak yerine silahını çekti, adamlarıyla beraber kurşun
yağdırdı. Sami Başaran’ı katletmiş, Ahmet Altınkaya’yı ağır yaralayıp kaçmıştı.
Sincar daha sonra yakalandı, cezasını çekerken Ecevit döneminin “Rahşan Affı”
olarak kamuoyuna mal olan afla serbest kaldı, hayatına devam etti.
Sami Başaran’ın katledildiğini duyar duymaz Sokak dergisinin
ofisinden çıkıp Hürriyet gazetesinin önüne koşmuştuk. Haber yavaş yavaş yayılmasıyla
kalabalık da artıyordu. Dönemin Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi’nin
şaşırtıcı soğukkanlılıkta yaptığı konuşmaya öfkelendiğimi hatırlıyorum.
Dinledik, alkışlı protestomuzu yaptık, dağıldık.
Sadece bir hafta geçmişti ki bu sefer yine Gazete gazetesi
yazarlarından Kamil Başaran’ın, hem de gazete içinde vurulduğu haberini aldık. Galata
köprüsü altındaki lokantacılardan Hakkı Morgül, Kamil Başaran’ın eleştirel
yazısını beğenmemiş, gazeteciyi öldürmeye karar vermişti. Bu kadar basitti(!)
Memleketin iklimi de zaten bu yönde değişiyordu. Devlet bizzat kendisi ve
devletin sahiplenmediği ancak devlet için terör estiren karanlık çeteler “katliamlar
on yılı”nın kapısını postallarıyla kırıp açmıştı. Bu kadar basitti(!)
Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Kamil Başaran 28
Şubat’a kadar hastanede yaşam savaşı verdi. 3 Mart’ta mezarı başında ne yazık
ki binler yoktu.
Sami Başaran ve Kamil Başaran’ın Gazeteciler Cemiyeti’ndeki “öldürülen
gazeteciler” listesinde ölüm tarihleri 7 Kasım olarak, yanlış biçimde yazılmış
olması da, bu hatanın başka kaynaklarda iyice karışık hale dönüşmesi de, geriye
dönüp hızlı bir araştırmaya kalkıştığınızda haklarında iki satır dışında bilgi bulunamaması
da utanç verici.
Bu arada tirajı neredeyse Hürriyet’i yakalayan, başka
gazetelerden okur çalmayı planlarken Hürriyet’ten de tiraj çalan Gazete
gazetesinin, iki çalışanını kaybettikten sonra sanki bu kayıplar esas nedenmiş
gibi bir gösterilerek Simaviler tarafından kapatıldığını da hatırlatayım.
Fotoğraflar: Yücel Tunca – Cağaloğlu, İstanbul, 7 Kasım 1989
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunuzu, etik ve yasal sorun oluşturmadığı takdirde birkaç gün içinde onaylanıp yayınlayacağım. Katkınız için teşekkür ediyorum.