Mekânlar Ve Tarzlar Arasında Dolaşan Bakış: 'Hal', 'Köprü' ve 'Kule'
Üniversite yıllarında okuldan çıkıp, Beyazıt’taki Çınaraltı kahvesinde çay içtikten sonra Hüseyin Avni Dede’nin önüne serdiği kitaplara göz ucuyla bakıp Sahaflar Çarşısı’ndaki yabancı fotoğraf dergilerinin eski sayılarını karıştırmaya koşardık. Neye niyet neye kısmet, henüz almamış olduğumuz Sol yayınlarından şahane indirime girmiş bir kitap denk düşerse, fotoğraf dergisini değil de tartışmalarda arkadaşlarımızın yüzüne boş boş bakmayalım diye öncelikli olarak indirimdeki o kitabı alırdık. Sahaflar Çarşısı’ndan bir kitap ya da dergi almak tam bir neşelenme gerekçesiydi; güle oynaya Kapalı Çarşı’ya dalar, çarşının Nuruosmaniye kapısını kullanarak Cağaloğlu’na varır, buradaki gazete binalarına toy bir heyecanla baka baka Bab-ı Ali Caddesi’nden aşağıya yine kitapçı vitrinlerinde epey oyalanarak Sirkeci’ye iner, fotoğraf makinesi satan dükkânlardaki satıcıları sorularımızla hayata küstürüp Eminönü’ne ulaşırdık.
Bu rutinin bir defasında Eminönü’ndeki
‘sebze hali’nde bir kare fotoğraf çekmiş, hemen bitişikteki İETT hareket
amirliğindeki abilerle ayaküstü sohbet sonrası onlara poz verdirip, neden
titrettiğimi anlamadığım Haliç kıyısındaki çöpleri fotoğraflamışım. Üç mevzu,
üç kare fotoğraf! Filmler, evet, pahalı, ben sık sık teknik hata yapabilen bir
acemiydim. Filmleri çok ama çok idareli kullanmam gerektiği bilgisi hücrelerime
kadar işlemişti. O yüzden dijital fotoğraf makinelerinin bende yarattığı şok
etkisini varın siz hayal edin.
Eminönü’nden Galata Köprüsü’ne sapmışım
aynı gün. Ama tabii eski köprü… Altında biralar içilen, midye tavalar yenen ve
sabahçı kahvehanelerin olduğu… Bu kez dört kare çekmişim, ikisi burada, diğer
ikisi tekrar… Oturup bir şeyler içtim mi hiç hatırlamıyorum ama oradan Galata
Kulesi’ne geçmişim. “Ben” diyorum da öyle değil tabi. Çok sevdiğim
arkadaşlardan oluşan şahane bir güven çemberinin içindeyim devamlı. Günün son
fotoğrafları da hem kulenin içinden hem de şehrin manzarasından… Gün boyu
farklı farklı bakışlarla farklı yerlerde dolaşırken aynı şekilde farklı
fotoğraf dilleri arasında da dolaşmışım. 1985 günlerinden biri işte, buyurun…
Fotoğraflar: Yücel Tunca










Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunuzu, etik ve yasal sorun oluşturmadığı takdirde birkaç gün içinde onaylanıp yayınlayacağım. Katkınız için teşekkür ediyorum.