Kayıtlar

Üniversitede Devrimci Gençlik Alternatif Açılış Şenliği-1989

Resim
Boğaziçi Üniversitesi’nin kayyum rektörü tarafından kampüse polislerin çağırılıp kulüp odalarının zor kullanılarak boşaltılması ve bunu protesto eden öğrencilerin bir kısmının gözaltına alınması, yine paylaşım programımı değiştirmeme sebep oldu. 1989 yılından devrimci-sol öğrenci hareketinin İstanbul Üniversitesi’nde öğrenim yılının başlaması vesilesiyle yaptığı alternatif açılış şenliklerinden ikisini, öğrenci gençliğin her dönem demokratik haklara sahip çıkma noktasında kararlılık sergilediğini, direnç gösterdiğini ortaya koyması bakımından birer gün arayla paylaşmaya karar verdim. Bugün İÜ Edebiyat Fakültesi’nde yapılan Devrimci Gençlik Alternatif Açılış Şenliği’nden birkaç fotoğraf koyuyorum buraya. Yarın da Edebiyat Fakültesi’ndekinden birkaç gün sonra üniversitenin ana binasının bahçesinde yapılan şenliğe bakarız. Fotoğraflar: Yücel Tunca – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 2 Ekim 1989 www.yuceltunca.net

Mekânlar Ve Tarzlar Arasında Dolaşan Bakış: 'Hal', 'Köprü' ve 'Kule'

Resim
Üniversite yıllarında okuldan çıkıp, Beyazıt’taki Çınaraltı kahvesinde çay içtikten sonra Hüseyin Avni Dede’nin önüne serdiği kitaplara göz ucuyla bakıp Sahaflar Çarşısı’ndaki yabancı fotoğraf dergilerinin eski sayılarını karıştırmaya koşardık. Neye niyet neye kısmet, henüz almamış olduğumuz Sol yayınlarından şahane indirime girmiş bir kitap denk düşerse, fotoğraf dergisini değil de tartışmalarda arkadaşlarımızın yüzüne boş boş bakmayalım diye öncelikli olarak indirimdeki o kitabı alırdık. Sahaflar Çarşısı’ndan bir kitap ya da dergi almak tam bir neşelenme gerekçesiydi; güle oynaya Kapalı Çarşı’ya dalar, çarşının Nuruosmaniye kapısını kullanarak Cağaloğlu’na varır, buradaki gazete binalarına toy bir heyecanla baka baka Bab-ı Ali Caddesi’nden aşağıya yine kitapçı vitrinlerinde epey oyalanarak Sirkeci’ye iner, fotoğraf makinesi satan dükkânlardaki satıcıları sorularımızla hayata küstürüp Eminönü’ne ulaşırdık. Bu rutinin bir defasında Eminönü’ndeki ‘sebze hali’nde bir kare fotoğraf çekm...

İstanbul Barosu’nun, Prof. Dr. Muammer Aksoy’un Öldürülmesini Protesto Yürüyüşü

Resim
1990’lar Türkiyesine çöreklenen kontrgerilla tarafından yakla ş ık 15 yıl boyunca gerçekle ş tirilen ve faili meçhul olarak toplumsal hafızada yer edinen siyasi cinayetler ve katliamlar zincirinin ilk halkası Kemalist hukukçu Prof. Dr. Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990 günü tabanca ile vurularak öldürülmesiydi. Cinayetten birkaç gün sonra İ stanbul Barosu avukatları, Aksoy’un katledilmesini protesto etmek ve anmak amacıyla İ stiklal Caddesi boyunca sessiz yürüyü ş yapmı ş , Taksim Anıtı’na çelenk bırakmı ş tı. (Ar ş iv dosyasında farklı sayfalarda 3 Ş ubat ve 6 Ş ubat gibi iki tarih var. Hangisi do ğ ru emin olamadı ğ ım için Ş ubat 1990 biçiminde tarihlendirdim.) Foto ğ raflar: Yücel Tunca – İ stanbul, Beyo ğ lu, Ş ubat 1990                                                 www.yuceltunca.net

Büyük Yürüyüş Sonrası Beyazıt’ta Açlık Grevi - 1987

Resim
12 Eylül cuntasının en büyük garabetlerinden biri olan YÖK üniversitelerin üzerine kabus gibi çöktü ğ ü için üniversite gençli ğ i 80’lerin ikinci yarısında özgürlüklerine ve özgür e ğ itime sahip çıkmak amacıyla örgütlenme sürecine hız vermi ş ti. Tam da bu noktada “Tek Tip Dernek” yasası hazırlıklarının tamamlanmak üzere oldu ğ u duyulunca 14 Nisan 1987’de, 12 Eylül sonrasının ilk kitlesel ö ğ renci yürüyü ş ü gerçekle ş tirildi. Polisi yanıltmak için önce, yürüyü ş ün Sultanahmet’ten ba ş layaca ğ ı bilgisi yayıldı ve son anda asıl ba ş langıç noktasının Aksaray oldu ğ u haberi ö ğ renciler arasında kulaktan kula ğ a hızla yayıldı. O gün foto ğ raf makinemi yanıma almadan yürüyü ş e katıldım.  İ nanılmaz co ş kulu binlerce ö ğ renci karde ş lerimle birlikte Laleli’den Beyazıt’a do ğ ru tırmandık. Polis ters kö ş e yapıldı ğ ını anlayınca Beyazıt Meydanı giri ş inde yolu kesmi ş  bizi bekliyordu. Polis saldırısının nasıl bir  ş ey oldu ğ unu o gün ilk kez deneyimledim b...

Çöp Masallarından Çöp İnsanlarına

Resim
Gazetecili ğ in çok zor oldu ğ unu dü ş ünmeme sebep olan hikâyelerinden birini payla ş ıyorum bugün. Sadece iki gün öncesinde, 1 Mayıs günü Taksim’e çıkmak isteyen i ş çilere, gençlere polis ate ş açmı ş , genç i ş çi Mehmet Akif Dalcı’yı gözümüzün önünde ba ş ından vurup öldürmü ş . Hemen ertesi gün, 4 Mayıs’ta da cenazesi kaldırılacak Zeytinburnu’ndan. Orada da büyük bir polis saldırısı olaca ğ ından endi ş eliyiz ama ş iddetin boyutunu ya ş ayana kadar kestiremiyoruz. Böyle bir ruh hali içinde Halkalı Ş ehir Çöplü ğ ü’ndeyim. Bilen bilir, hem İ stanbul’un hem de memleketin en büyük çöplü ğ üydü Halkalı. Artık yava ş yava ş kapatılaca ğ ı (1994’te kapatıldı) konu ş ulmaya ba ş lanmı ş tı. Biz de sevgili Ali Kemal Yılmaz (serinin son foto ğ rafında) ile birlikte Sokak dergisi için çöplü ğ e gidip, çöp yı ğ ınlarının içinden halen i ş e yarayacak bir ş eyler bulup toplamayı i ş edinmi ş onlarca insanın hikâyesine bakalım demi ş tik. Benli ğ imizi harmanlayan kitaplardan biri ol...